Çocukların Kendilerini Kontrol Edebilmelerinin Zekâ Gelişiminde Önemi

Her çocuk birbirinden farklı zekâya sahiptir. Tecrübe ettikleri her olumlu şey, onların zekâsına katkı sağlar. Sabır da zekâya katkı sağlayan, bireysel gelişimi etkileyen unsurlardan sadece biridir.

Çocukların Kendilerini Kontrol Edebilmelerinin Zekâ Gelişiminde Önemi

Çocukların kendilerini kontrol edebilmelerinin zeka gelişiminde önemi nedir?

Çocukların zekâ gelişimiyle ilgili Stanford Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada okul öncesi veya ilkokul yaşlarındaki bir grup çocuğa deney yapılır. Çocukların önlerine çikolatalı kek konur, onlara bu “mis gibi keki” yiyebilecekleri söylenir ve eklenir: yemek için beş dakika beklerlerse bir dilim daha yeme hakları olacaktır.

Her biri sağlıklı ve çevresiyle uyumlu olan bu çocukların hepsi anlaşmayı kabul eder ve beklemeye koyulur ama kısa bir süre sonra kıvranmalar başlar. Kimi kendine engel olmak için elleriyle yüzünü kapatır kimisi de ellerinin üstüne oturur.

Deneyden çıkan sonuçlara göre, okul öncesi yaştaki çocukların %72’si dayanamaz ve pazarlığı bozarak keki yer. Dördüncü sınıftakilerin %49’u, sekizinci sınıftakilerinse %38’si keki yemekten kendini alıkoyamaz.

Daha sonraki yıllarda keki yemeyen çocukların okul başarılarına bakıldığında gözle görülür bir fark olduğu tespit edilmiştir. Kendilerini kontrol edebilen çocukları belirleyen testlerin, zekâ testi skorlarından daha iyi bir belirleyici olduğu fark edilmiştir. Hatta bu çocuklar ergenlik dönemlerine geldiklerinde çevreleriyle daha uyumlu kişiler olmuşlardır. Ebeveynleriyle dengeli ilişki kurabilen bu çocuklar, sosyal hayatlarını daha düzenli şekilde kurabilmişlerdir.

Aslında bu araştırma şuna dikkat çekmektedir: Duygusal isteklere ket vurabilmek, onları engelleyebilmek kişisel gelişimde oldukça önemlidir. Duyulan zevki ertelemek, işi belli sınırlar koyarak yapmak çocuğun kendini tanımasında önemli bir ölçüttür. Kısacası kişi ne kadar zeki olursa olsun, kendini sınırlama kapasitesini kullanacak duygusal beceriye sahip değilse, zekâ pek de bir şey ifade etmez.   

Her çocuk farklıdır, kendilerine özgü duygusal yapılarla dünyaya gelirler. Doğuştan kazandıkları mizaçları, çocuğun yetiştirilme tarzına bağlı olarak bambaşka doğrultuda şekillenebilirler. Ebeveyninden ihmal gören, sürekli eleştirilen çocukla; şefkat gösterilen, dinlenen çocuk elbette birbirinden farklı olacaktır. Çocuğun nasıl biri olacağına dair soru, ebeveynin yetiştirme tarzının içinde gizlidir.  Her istediği olan çocuk da, istediği hiçbir şeyi olmayan çocuk da bir yerden sonra bu durumdan zarar görebilir. Ebeveyn, çocuğun kontrol edilme hakkını kendisine bırakmalıdır.

Tepkiniz nedir?

like
0
dislike
0
love
0
funny
0
angry
0
sad
0
wow
0