Bebeklerde Dil ve Düşünce Arasındaki Bağın Oluşumu

by Bebek Melekleri

Araştırmalar bebeklerde dil ve düşüncenin birbiriyle bağlantılı olduğunu göstermiştir. Bu da bebeklerin düşünce şeklinin dil öğrendikçe biçimlendiği anlamına gelebilir.

Bebeklerde dil ve düşünce arasında ne gibi farklar vardır?

Çocuklar dünyaya geldikleri andan itibaren çevrelerini anlamlandırmaya çalışırlar. Tamamen yabancı oldukları bu yeni yer, keşfedilecek bir sürü şeyle doludur. Bebekler ilk önce nesneleri ve insanları tanıyıp anlamlandırmaya çalışırlar. Yaşları ilerledikçe dünyanın işleyişi hakkında daha detaylı bilgiye sahip olurlar. Bu bilgileri de duyuları ve tecrübeleriyle öğrenirler. İnsanlar belli bir noktadan sonra sözlü iletişime ihtiyaç duyar. Sadece duyularıyla iletişim kurabilen bir bebek için konuşup kendini ifade edebilmek önemlidir.

Önemli sorulardan biri de dil ve düşüncenin birbirini nasıl etkilediğidir. Çocuklar soyut kavramları anlamlandırabilmek için mi dile ihtiyaç duyar yoksa soyut kavramlar dil ile birlikte mi oluşur? Bu soru uzun zamandır düşünülmektedir. Bazı araştırmalar bu konu hakkında, düşüncelerin dili oluşturduğunu düşünür. Bebeklerin nesneleri tanımlarken onları sınıflandırıp zihinsel temsiller oluşturmasının bir süre sonra dile olan ihtiyacı ortaya çıkardığını düşünürler. Buna kanıt olarak da çocukların ilk öğrendikleri kelimelerin nesnelerle ya da insanlarla ilgili olması gösterilebilir.

İşitme engelli olan ve işaret dilini daha önce kullanmamış bir çocuk üzerinde yapılan araştırmada çocuğun somut nesneleri tanımlayabildiği ama soyut kavramları aklında tutmakta güçlük çektiği görülmüştür. Bu araştırma, insanların dile ihtiyacı olmadan da düşünebildiğini ortaya koymuştur. Fakat araştırma konusu olan çocuk soyut kavramları anlamakta güçlük çektiği için zaman algısı da şimdide sıkışıp kalmıştır. Bu durumda dilin düşüncelerimizi ve dünyayı algılama şeklimizi etkilediği de söylenebilir.

Dilin düşünce üzerindeki etkileri farklı kültürler araştırıldığında daha çok ortaya çıkar. Asya’da konuşulan dillerde fiiller daha fazladır ve anneler çocuklarına konuşmayı öğretirken fiillere ağırlık verirler. Bunun yanında İngilizcede isimler fiillere göre daha fazladır ve anneler de çocuklarına konuşmayı öğretirken isimleri daha çok kullanırlar. Bunun sonucunda Asyalı çocuklar, basit fiillerle problemleri nasıl çözebileceklerini daha iyi bilirler. İngiliz çocuklarsa, isim dağarcıkları daha fazla olduğundan nesneleri sınıflandırmada ve gruplandırmada daha başarılıdırlar. Tüm bu örnekler, düşünce ve dilin birbiriyle etkileşim içinde olduğunun kanıtıdır. Dil düşüncelerimizi organize etmeye ve dünyayı sadece somut şeylerle yorumlamamamızı sağlar. Bu sayede diğer canlılardan farklı olarak geçmiş-gelecek algımız olabilir ve duygularımızı ifade edebiliriz.

BOŞANMA SONRASI EBEVEYNLİK ile ilgili yazımıza ulaşmak için linke tıklayın.

Dikkatinizi Çekebilecek Diğer Makaleler

Yorum Bırakabilirsin